Patilerle İlgili

Romanya’da Köpekleri Kurtarmak, Sara Turetta

NOT: Söyleşiyi, Erinç Pütün’ün vefatından önce yapmıştım. Ülkemizde her tartışma, korkular üzerinden yürüyor. Korkular, çözümsüzlük yaratıyor.  Sara’nın bir çözüm yöntemi var.  Romanyadaki köpek itlaflarını iki şehirde durdurdu. Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat yöntemini ve sahiplendirmeyi, köpek popülasyon yönetimi aracı olarak kullandı. Bunun için 10 sene boyunca Romanyadaki yetkilileri ve halkı ikna etmek için uğraştı ve hala uğraşıyor. Çözüm sundu, bilimsel yöntemleri araştırdı. En önemlisi, köpekleri katleden bunu bir köpek popülasyon yönetimi olarak kullanan kişilerle diyalog kurdu, onları ikna etti. İletişimi, diyaloğu konunun tüm paydaşlarıyla devam ettirmek, hayvanların yaşama haklarını savunmak için en  önemli araç diye düşünüyorum.

Sara Turetta, Romanya’da sokak köpeklerini ölümden kurtaran ve yuvalandıran hayvan kurtarma kuruluşu, SaveThe Dogs’un kurucusu.

Romanya, sokak hayvanlarına takınılan tutum açısından Türkiye’den daha kötü olan bir kaç Avrupa ülkesinden biri. Sara ile sokak köpeklerini kurtarmak, köpek popülasyon yönetimi ve Türkiye’de protesto edilen ICAM 2015 hakkında konuştuk.

Sara Turetta’ya ve Save The Dogs Vakfına cesaretlerinden ötürü teşekkür ederiz.

Sara Turetta

Sara Turetta Photo: Alessio Mesiano

BP:  Bize kendinizden bahseder misiniz? Save The Dogs Vakfını kurmadan, hayvanlarla iletişiminiz nasıldı? Romanya’daki sokak köpeklerinin korkunç durumu nedeniyle mi aktivist oldunuz; yoksa öncesinde de aktivist miydiniz?

Sara Turetta:  Her zaman hayvanları severdim; fakat 16 yaşında ailemle ilk köpeğimi evlat edindiğimizde hayvanlarla daha çok ilgilenmeye başladım ve Milano’da gönüllü oldum. Üniversite bitince, Saatchi & Saatchi isimli büyük bir reklam ajansında çalışmaya başladım. Boş zamanımın çoğunu hayvanlara adadıysam da benim için işim ilk öncelikti. 2001’de Bükreş’te sokak köpekleri toplu olarak katledilmeye başlandığında, oraya gitmeye, oradaki aktivistlere malzeme ve para sağlamaya karar verdim. Tam anlamıyla şoke oldum. Doğu Avrupa ülkelerine daha önce gitmiştim; ama böyle bir şeyi hayatımda görmemiştim. İtalya’ya döndüm. Fakat, köpeklerin sokaklarda acı içinde kıvranmaları, insanların sokakta yanlarından geçerkenki umursamazlığı, barınaklarda açlık çekenlerin ve ölenlerin görüntüsü aklımdan çıkmadı. Tam bir kabustu ve birşeyler yapmam gerektiğine karar verdim. Romanya’nın Milano’dan daha fazla bana ihtiyacı vardı. Romanya’da 4 sene yaşadıktan sonra, Milano’ya döndüm. Romanya’daki projelere fon bulmak için küçük bir ofiste Save the Dogs ve Animals Italy örgütlerini kurdum. Ayda bir kere, Romanya’ya gidiyorum.

BP:  İtalya’da düzenli bir işiniz vardı. Köpekleri kurtarmak için işinizden ayrıldınız, Romanya’ya taşındınız. Romanya’daki sokak hayvanı trajedisine şahit olan bir çok kişi eminim ki derinden sarsılmıştır; ama sadece siz bu vahşeti durdurmak için eyleme geçtiniz. İlham verici. Etrafınızdakilerin desteğini nasıl sağladınız, nasıl kaynak buldunuz? 14 senedir eminim ki pek çok yıldırıcu, trajediye tanık oldunuz, insanlar sizi kaale almadı, “amaaan köpek” dediler, nasıl yılmadan devam ettiniz?

Sara: Yazdığın herşey doğru. Çılgınca bir karardı. İtalya’da çok az bir maddi birikimim vardı, konuşulan dili ve insanların düşünme yapısını bilmiyordum. Köpek popülasyon yönetimiyle ilgili çok az bilgim vardı. Herşeyi projelerin başlangıç aşamasında çalışırken, deneyimleyerek öğrendim. Çok yalnız ve perişan hissettiğim dönemler oldu. Fakat, İtalya’daki küçük bir hayvan sever topluluğa e-postalar göndermeye başladım, ve onlar yaptığım işleri yaymaya başladılar. Basın ilgi göstermeye başladı ve kaynak bulmamı sağlayan çok sağlam hikayelerim vardı. İşler bu şekilde başladı. O zamanlar, sadece ben, bir hayvan korumacı ve yarı zamanlı bir tane veterinerdik. Şimdi, Romanya’da 55, İtalya’da 6 çalışanımız var.

Save The Dogs Foundation

Save The Dogs Foundation

BP: Save the Dogs web sitesinde, kurumun Romanya’daki sokak köpeklerinin, her yıl kitlesel olarak yönetimlerce öldürülmesi, içinde bulundukları durumun kayıtsızlıkla karşılanması ve kontrolden çıkmış, endemik bir popülasyonla karşı karşıya kalınması durumu nedeniyle kurulduğu yazıyor. Romanya Başbakanı, Klaus IOHANNIS’e yazdığınız mektubu da okudum. Sokak köpekleri açısından Romanya’daki durumu özetleyebilir misiniz?

Sara: İkisi bizim bulunduğumuz şehirler olmak üzere çok az yerleşim yeri dışında, köpekler her yerde öldürülüyor. Resmi sayılara göre Bükreş’te 2014’te 30.000, Costanza’da 4.000 köpek öldürüldü. Ötenazinin nasıl yapıldığını kimse denetlemiyor. Köpekleri yerlerine bırakmak yasak ve bizimki dahil kısırlaştırma projeleri durduruldu. Devlet barınakları cehennem gibi, bizimki gibi özel barınaklarsa aşırı köpek nüfusuna sahip ve yurt dışına sahiplendirme yaparak nüfusu azaltmaya çalışıyoruz çünkü yurt içinde sahiplenme neredeyse yok. Durum çok üzücü, ümit ediyorum ki yeni başbakan Klaus IOHANNIS yasanın değişmesini önerir. Şimdiye kadar kendisinden bir haber alamadık.

BP: Save the Dogs, 2002’de kuruldu, 13 sene içinde ne değişti? Örgüt, Romanyadaki vahşeti durdurmak için neler yapıyor?

Sara: 27.000’den fazla hayvanı kısırlaştırdık, yüzbinlercesini acı çekmekten ve ölmekten kurtardık. 5.000’den fazla köpeği, yurt dışında sahiplendirdik. Sürekli zehirleme yapılan iki şehirde, köpeklerin öldürülmelerini sonlandırdık. Etraftaki köylerde hizmet veren ve hayvanların yaşam standartlarını iyileştiren mobil bir aracımız var. Okullarda eğitim veriyoruz ve sorumluluk sahibi sahiplenmeyi öğretiyoruz. Hayatları kurtarıyoruz ve halkın düşünce tarzını değiştiriyoruz. Uzun zaman alsa da süreci başlattık. Bir çok başka bölgede bu süreç başlamadı, orta çağ gibi. Onların olduğu yere ulaşıyoruz.

Mobil Ünite

Mobil Ünite

Mobil Ünite 2

Mobil Ünite 2

BP: Romanya’da CERNAVODA ve Medgidia şehirlerinde çalışıyorsunuz. Cernavoda bağlantısında yazanlar 100lerce köpeğin katledilmesi, halkın umursamaz tavrı Türkiye’de yaşadıklarımızla neredeyse aynı. Devlet kurumları, zehirleme yaptıklarını inkar ediyorlar. Bağlantıda 2001 senesinde kent konseyiyle anlaşma yaptığınızı ve onların zehirlemeleri sonlandırdığını yazmışsınız. Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat (KAY) projelerini başlatmışsınız. Nasıl planladınız? KAY uygulaması, daha büyül bir köpek popülasyon kontrolü projesinin parçası mıydı? Uygulamayı şehir geneline nasıl yaydınız?

Sara: Öncelikle, yönetimden birilerini bulup, onları yaptıklarının yanlış olduğuna ikna etmelisiniz. İşbirliği ve destek sunmalı; aynı zamanda finansman ve katılımlarını talep etmelisiniz. Yetkililer diğer ülkelerde yapılan çalışmalardan, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü kurumlarının görüşlerinden, bilimsel araştırmalardan haberdar olmalılar. Genelde olmadıklarını gözlemledim. Öncelikle bulunduğumuz bölgenin en fakir bölgelerine odaklandık, sonra genel yerleşime yaydık. Planlama zaman içerisinde oluştu. İlk başladığımızda tüm plan elimizde yoktu. Önceliği dişilerin kısırlaştırılmasına verdik, ama erkekleri de kısırlaştırıyoruz.

Chelsea-prima-e-dopo

BP:  Yaşadığım yerde, Kısırlaştır – Aşıla -Yaşat uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Bunu, otoritelerle ortak gerçekleştiriyoruz. Ancak, politik olarak bu uyugulamanın arkasında olduklarına dair bir açıklama duymadım. Sizce, Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat projelerinin başarılı olması için başarı kriterleri nelerdir?

Sara: Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat programları vicdani şekilde uygulanmalı: hasta veya yaşlı köpekler salınmamalı, dolayısıyla güvence için barınak olmalı. Etkilediğiniz bölgenin insanlarını işin içine katmalısınız, iyi niyetli olduğunuzu göstermelisiniz, köpeklere zarar vermeme niyetinde olduğunu anlamalılar. Basını kullanmalı, tüm paydaşları dahil etmelisiniz. Yanı sıra, arazilerde gezen ama sahiplenilmiş köpekleri de düşünmek gerek: en azından Romanya’da sokağa terk edilmiş hayvanların çoğunluğunu oluşturuyorlar. Belediylerle,  koruma köpeklerinin zorunlu kısırlaştırmasını konuşmalısınız.

BP: Kısırlaştır-Aşıla-Yaşat uygulamasını 6 ay önce başlattık. Şimdiye kadar 100’den fazla köpek kısırlaştırıldı. Mahallede en fazla 300 köpek olduğu tahmin ediliyor. Fakat insanlar programın işe yaramadığından endişe ederek sürekli şikayet ediyorlar. Bu programlar, ne kadar süre devam etmeli? Kısırlaştırılan köpeklerin oranı ne olmalı ki program başarılı diyelim? Kısırlaştırma uygulamaları için standartlar var mı?i

Sara: Bu soruların hepsinin cevabı, köpek popülasyon yönetimi ile ilgili ICAM kılavuzunda var. : http://www.icam-coalition.org/. Dr. Elly Hiby ile görüşebilirsiniz. (info@icam-coalition.org). Programlar uzun vadeli olmalı, en az 5-6 sene ve sonrasında var olan durum kontrol altında tutulmalı. Ani çözümler bekleyen insanların beklentileri imkansız. Zaman geçmesi gerekiyor.

BP: Diğer örgütlerle işbirliği yapıyor musunuz?

Sara: Destek bulabilmek için Romanya’da ve Avrupa’da diğer örgütlerle ağ oluşturmamız gerektiğine inanıyoruz. Romanya’daki grupları bizi ziyaret etmeleri ve çalışmalarımızla motive olmaları için ya da tavsiyeler için davet ediyoruz. Ne yazık ki zamanımız kısıtlı.

BP: Nasıl kampanya yapıyorsunuz, insanları nasıl ikna ediyorsunuz?

Sara: Belediyelerle ve diğer paydaşlarla ( öğretmenler, doktorlar, gazeteciler) iyi ilişkilerimiz var. Okuldaki çocuklarla çalışmak da ayrı bir yöntem.

beforeafter2

BP: Save The Dogs’u destekleyen kurluşlar neler?

Sara: Bize destek olan ortaklarımız var. Web sayfamızda kuruluşların linki var. Yurt dışından destek için sizde bu kuruluşları inceleyebilirsiniz: JEANNE MARCHIG TRUST http://www.marchigtrust.org/grants.htm      DOGS TRUST https://dogstrustinternational.com/grants/

BP:  Hayvanlar için çalışan kuruluşları desteklemek amaçlı Avrupa Birliği fonları var mı?

Sara: Şu zamana kadar olmadı. Avrupa Birliğinin, sokak ya da evde beslenen hayvanlarla ilgili yasal bir durumu yok.

BP: Websitenizde, Save The Dogs’un Romanya’da ve Avrupa genelinde ” kedi/köpek popülasyonunu kontrol için öldürme metodunu terk etmesini söyleyen ve endemik haldeki sokak hayvanları için kansız çözümleri içeren”  bir yasa çıkarılmasını istediğinizi belirtmişsiniz. Kısırlaştırma-Aşılatma ve Yaşatma yönteminin uygulanması gerektiğini belirtiyorsunuz Avrupa ülkelerini, sokak hayvanlarına olan tutumlarına göre iyiden başlayarak sıralayabilir misiniz?

Sara: 1) Almanya 2) Avusturya 3) Hollanda and İskandinavya 4) Çek Cumhuriyeti. Karmaşık bir soru. Bunun üzerine tüm gün konuşabilirim.

BP: Romanya’da hayvanları kısırlaştırıp, aşılattıktan sonra serbest bırakabiliyor musunuz? Otoriteler öldürmüyorlar mı?

Sara: Hayvanları artık serbest bırakamıyoruz. 258/ 2013 numaralı kanun buna izin vermiyor. Tam bir felaket.

BP: Köpek popülasyon yönetimi üzerine düşünceleriniz…

Sara: Romanya, Türkiye, Yunanistan’ın bazı bölgeleri ve Güney İtalya gibi bazı ülkelerde endemik köpek popülasyonu varken, bazılarında endemik bir popülasyon yok. Endemik olan bir ülkeyle olmayanı birbirleriyle kıyaslayamayız: Bu büyük bir farklılık ve farklı araçlar kullanmak gerekir. Bazı ülkeler, hayvanları barınaklarda tutmaya ve hayvanları öldürmemeye karar verdiler, ki bu barınakların bir kısmı örneğin İtalya’daki ve Yunanistan’dakiler kötü durumda. Bazı ülkelerse (Fransa, Portekiz, İspanya) hayvanları barınakta tutmaya ve maliyetleri düşürmek için öldürmeye karar verdiler.Batı ülkelerinin hiç birinde hiç bir zaman Türkiyedeki ve Balkanlardaki gibi endemik sokak hayvanı nüfusu olmadı; ötenaziyi uygulama amaçları sokaktan hayvanları toplamak değildi, ötenaziyi terk edilmiş hayvanların yönetimi amacıyla kullandılar. Tabii ki, ötenazi yönteminin uygulanmasını kabul etmiyoruz.  Avrupadaki durumla, endemik ülkelerdeki durumu karıştırmamak lazım.

BP: İstanbul’da ICAM 2015 konferansına katıldınız. ICAM’e karşı İstanbul’da protestolar vardı. Protestocular, ICAM’in Türkiyedeki sokak hayvanlarının toplatılıp, öldürülmesini destekleyen bir örgüt olduğu ve Kısırkaya gibi büyük nüfuslu barınakları desteklediği iddia edildi.

ICAM 2015 Protesto Afişi

ICAM 2015 Protesto Afişi

Sara:  ICAM’de hiç kimse büyük barınakları ve köpeklerin öldürülmesini desteklemez. Tamamen yanlış… İstanbul belediyesinin yaptığı bir sunum vardı, bu demek değildir ki ICAM, belediyenin şehirle ilgili politikasını destekliyor. Konferanslar, diyalogların, tartışmaların yaşandığı ve fikirlerin konuşulduğu yerlerdir. Farklı ülkelerden ve örgütlerden sunumlar yapıldı ve tecrübeler paylaşıldı. Protesto eden yerel grupların konferansla ilgili fikri yanlıştı ve konferansa katılan Türk yetkililer de bunu doğrulayacaktır. İnsanların, bunu bu kadar yanlış anlamasına çok şaşırdım. Şoke oldum. Hayvan koruma dernekleri, eğer ki karşılarındakini dinlemez, ön yargıyla hareket ederse, yetkililer onlara güvenmeyecek ve diyalog kurmayı bırakacaktır. Kesinlikle, yanlış bir strateji. Romanya’da böyle davranmış olsaydım, hiç birşey elde edemezdim.

BP: Sunumları indirebilecek miyiz?

Sara: Tüm sunumlar kısa süre içerisinde webde olacak. Kısırlaştır-aşıla Yaşat ve DPM projelerinin etkisini ölçmek için etkili bir yöntem sunulduhttps://ifaw.parseapp.com/. İnsanların, konferans salonu önünde bağırmak yerine enerjilerini okumaya harcamaları daha iyi olur. ICAM, sokak köpeklerinin yönetimi için bütüncül bir yöntemi destekler, hayvanların öldürülmesini ya da hapsedilmesini desteklemez.

BP: Türkiyedeki hayvan hakları savunucularına mesajınız?

Sara: Umutlarını kaybetmesinler, sıkı çalışsınlar. Ülkede bir şeyleri değiştirmek için yetkillerle sağlıklı bir iletişim içerisinde olsunlar. Kapıları kapatmasınlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s