Patilerle İlgili

Yasemin Salgırlı ile Köpek Davranışları Üzerine

Köpekler saldırmadan mesaj verir. Sokak köpekleri çok korkaktır. İlk hareketleri kaçmaktır. Köpekler yemek için avlanmaz. Köpek kediyi yakalar ama yemez. Köpek sahiplerinin çoğu köpeklerinin vücut dilini okuyamıyor.

Erinç Pütün’ü kaybettikten sonra, medya hıncını sokaktaki köpeklerden çıkarmaya devam ediyor. Erinç Pütün’ün ölümü çok acı. Hayvanlara eziyeti teşvik eden kışkırtıcı bir yayın anlayışı mevcut. Bilim bizi aydınlatsın dedim ve köpek psikoloğu, veteriner doktor Yasemin Salgırlı’yla köpek davranışları üzerine sohbet ettik.

Yasemin Salgırlı, A.Ü Veteriner Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı’nda. İlk doktorasını Almanya’da, ikinciyi Türkiye’de Hayvan Davranışları üzerine yapmış. Kendisine, köpeklerle doğru iletişim yöntemlerini, projelerini ve gündemdeki canavar! köpeklerin saldırılarını sordum. Ve bir köpek birini ısırdığında, suçlunun insan mı hayvan mı olduğunu anlamak için test yapıldığını, köpeklerin ısırma hakkı olduğunu öğrendim.

BP: Kendinizden bize bahseder misiniz?

Yasemin Salgırlı: 2006 A.Ü Veterinerlik Fakültesi mezunuyum. Hayvan davranışlarıyla öğrenciyken ilgilendim. İlk stajımı Tamer Hoca’yla  yaptım, ikinci stajımı Almanya’da yaptım, çok keyif aldım. Sonrasında Almanya’da Hayvan Davranışları ve Refahı konusunda doktoramı tamamladım. İngiltere’de çalıştım. 2009’da Türkiye’ye döndüm ve araştırma görevlisi olarak fakültede çalışmaya başladım.

BP: Erinç Pütün’ün ölümünde kendisi iki sürü arasında kalmış ve bu şekilde vefat etmiş olabilir mi? Otopsi raporu ısırık diyor. Gazeteler ve CNN Türk’e çıkan birisi Türkiyede insan yiyen köpekler var dedi.

Yasemin Salgırlı: Ayrıntılı otopsi sonucuna bakmak lazım, yapıldıysa.Köpekler insan yemez.  Davranış ve genetik bilimi, köpeklerin evcilleşme sürecini tamamladığını ortaya koydu. Yemek amaçlı avlanamazlar. İnsanlar, kurtların çöpçülük özelliklerinden faydalanarak onları evcilleştirmeye başlamışlar, zaten. Aslında köpekler çöpçüdür, avlanıp da avlarını yemiyorlar. O yüzden evcil diyoruz.

BP: Vahşi hayvan özelliği nedir?

Yasemin Salgırlı:  Vahşi hayvan avını avlar ve o, öğünü olur. Kediler, bu özelliklere hala sahiptir. Fare yakalar , yerler. Ama köpeklerin bu yetisi yok. Kediyi yakalar ama yemez. Yeme duyuları körleşmiştir. Davranış kitapları da böyle açıklar. Predatör agresyon sadece yakalamaya yöneliktir, öldürüp yemeyi kapsamıyor.

BP: Ölmüş olsa bile yemiyorlar mı?

Yasemin Salgırlı: Köpek, kediyi , tavşanı öldürebilir, çekiştirir. Fakat yemez. Yok böyle bir şey.

BP: Koşmuşsa ve düşmüşse olabilir ama değil mi?

Yasemin Salgırlı:  Yönlenmiş agresyon olabilir. Atmaları gereken enerjiyi o anda karşılarına ilk çıkana yönlendirebilirler. Yani köpek başka birşeye odaklanmışken  Örneğin benim köpeğim bir kediye yöneldiğinde onu çektiğimde dönüp beni ısırır. Bu köpeklerde vardır. Fakat bu kasti bir şey değildir. Erinç Pütün olayında da sürü bir yere yönlenmişken, karşılarına çıkmış ve Erinç kaçmaya başlamış ve köpeklere yön değiştirmiş olabilir. Fakat ben hiç böyle bir olay bilmiyorum. Bu kadar büyük zarar verme ihtimali yere düşmüş olsa bile düşük. Fakat bu kadar silsile hatayı köpek seven ve besleyen birinin yapmış olması çok garip.

BP: Sokak köpeği saldırılarına bağlı ölümlerle ilgili istatistik var mı?

Yasemin Salgırlı: Ben, çocuklarla ilgili çalışmalarda ulaşmaya çalıştım .Türkiye’de istatistik yok. Adli tıp kayıtlarına ulaşmaya çalıştım; fakat bulamadım. Yurt dışında olanlar da sahipli köpeklerin saldırıları genelde. Köpek saldırı vakalarının %85i sahiplilerden kaynaklanıyor. Gazete haberleri var, ama onlar da güvenilir değil. Literatürde, makalelerde sokak köpekleri ile ilgili yayına rastlamadım.

Fakat köpekler tetiklenebilir, ısırabilirler. Bunun için önemli olan insanların, özellikle çocukların eğitilmesi.Çok yanlış bir anlayışla büyüyor çocuklar. Verdikleri ilk tepki taş, sopa sallama, koşup kaçma. Bunların hepsi ısırmaya sebep olabilir. Sokak köpekleri sürü halindeyken, siz etraftan geçerken havlarlar, yaklaşırlar ve bir yerde dururlar. Gelip direk paçanıza yapışmazlar.

BP:  Hayır, ama korkup donup kalabiliriz. O anda ne yapacağız?

Yasemin Salgırlı: Amerika, Avrupa ve Avustralya’da çocuklara eğitim veriliyor. Deniliyor ki, size doğru yabancı bir köpek gelirse ağaç olacaksınız. Göz teması kurmayacaksınız. Hatta çocuklara saydırırlar, içinizden sayın, köklerinizin uzantılarını diye. Yerdeyseniz, boynu koruyarak durmalısınız.

BP: Tarkan Özvardar, size havlarlarsa bir yerden geçerken kaale almayıp yürüyün gidin normal şekilde diyor. Oturmayın diyor.

Yasemin Salgırlı:  Kesinlikle oturmayın. Eğer koşarak üzerine doğru geliyorsa köpek çocuğun o zaman sabitlenip durması gerekir. İnternette de var aslında. Köpekler havlayarak geldilerse, o zaman o alana girmemelisiniz. O zaman yolunuza devam etmelisiniz. Sabit şekilde dikilirseniz, o onların alanı ve onları tehdit etmeye devam ediyorsunuz. Ama köpekler sizin üzerinize koşturarak geliyorsa, açık alandasınız, o zaman yapacağınız ağaç olmak. Farklı durumlarda farklı stratejiler gerekiyor.

Köpekler koşarak geliyorsa yürümek iyi bir strateji değil, durmanız, göz temasını kesmeniz lazım. Etrafınıza gelir, sizi provake etmeye çalışır, koklar, o esnada hiç bir şekilde tepki vermeyin. Yere bakmaya devam edin, o zaman sıkılır gider.

BP: Hiç böyle bir durumla karşılaştınız mı?

Yasemin Salgırlı: Tabii ki. Sokak köpeklerinin bu tavırlarıyla çok karşılaşıyorum.

BP: Rutin beslediğimiz köpeklere mama verirken başka bir grubun geldiğini görüyoruz bazen. Pek de dost canlısı gözükmeyebiliyorlar. Ne yapmak lazım?

Yasemin Salgırlı: Aradan çekilmek gerekir. Hiç bir şekilde aktif müdahalede bulunmamak gerekir.

BP: Havlayan köpeğe aynı tondan bağırmak?

Yasemin Salgırlı: Tekse, sokak köpekleri insandan korkar zaten. Fakat sürüyse bunun bir garantisi yok. İçlerinden bir kabadayı çıkabilir. Tetikleyebilir. Biri kabadayılanırsa, diğerleri de tetiklenebilir.

BP: Erinç Pütün ile ilgili ilk haberde, kadını yediler, vahşet! zannettim ki karnını parçaladılar, bağırsaklarını yediler. Sonrasında hayvan ısırığı denildi. Ama hayvan türü belirtilmedi.  Kurt da yoktur herhalde, şehrin ortasında, niye türü belrtilmedi?

Yasemin Salgırlı: Isırıkların hangi hayvana ait olduğunu tespit edebilecek bir uzman olmayabilir. Bu aralar, sokaktaki hayvanlara yönelik nefret o kadar hortlamış durumda ki. Fakat, vefat etmiş bir insan var, olayın koşullarını tam olarak bilmiyoruz. Fakat sokak köpeklerinin bu durumda olmalarının nedeni, insanların onlara kötü şekilde davranmaları, barınağa giderken ki yakalanma süreci, hırpalanmaları.  Yakalanma esnasında, agresif olanlar kaçıyor, bizim uysallar bırakıldığında yine kendilerine gelmeleri bir süre alıyor.Buna da çözüm bulunması lazım.

BP: Türkiye’de sokak hayvanlarıyla ilgili istatistikler var mı? Neler olmalı?

Yasemin Salgırlı: Yok. Ben ısırılmayla ilgili, sahipli mi sahipsiz  diye ulaşmaya çalıştım. Yok dediler. Daha sokak köpeği sayılarımız belli değil. Isırma vakaları ile ilgili istatistik olmalı. Kısırlaştırma projelerinin başarılarını izlemek için metrikler lazım. Sistemli kısırlaştırma gerekiyor. Türkiye’de büyük adımlar atılmalı. Pet shoplar kesinlikle kapatılmalı, barınaklardan sahiplendirme yapılmalı, insanlar eğitilmeli.

BP: Köpek davranış uzmanlarının altyapısı veteriner olmak zorunda mı?

Yasemin Salgırlı: İngiltere’de değil. David Appleby köpek eğitmeni, aradaki dersleri tamamlayarak köpek davranış uzmanı oldu. Fakat ilaç yazamıyorlar. Halbuki psikiyatrik ilaç yazmamız gerekiyor. O zaman veterinerlere yönlendiriyor. Ama terapi yapıyor. Bu işi yapanların çoğu veteriner kökenli.

BP: Almanya’daki stajınızın çok keifli olduğu söylemiştiniz. Bahseder misiniz?

Yasemin Salgırlı: Çok acı bir durum vardı. Biz öğrenciyken hayvan davranışları dersi almadık. Almanya’da bir ısırma vakası olduğunda köpeğe mizaç testi yapıyorlar. Mizaç testini, suçun insana mı yoksa köpeğe mi ait olduğunu test etmek için yapıyorlar. Köpeğin bir takım davranışlar karşısında tepki verme ve ısırma özgürlüğü var. Ama ısırmadan önce bir uyarı işareti veriyor mu karşı tarafa, testte ona bakıyorlar. Hayvana her türlü uyarıyı veriyorsunuz testte: Yanından geçiyorsunuz, seviyorsunuz, üzerine yürüyorsunuz; hırlamaması gerekiyor. Sopa ile üzerine yürümede istediğini yapabilir, sadece ön uyarı işaretini vermesi gerekir. Öyle bir testte, köpek deli gibi kuyruk sallıyor, müthiş agresif görünüyor ama kuyruk sallıyor. Benim de danışmanım köpeği, uyarı işaretleri veriyor, agresif vücut dili gösteriyor diye yazdı. Ben de kendisine sen agresif diyorsun ama bu köpek kuyruk sallıyor dedim. Burada bir çelişki yok mu? Bizim için kuyruk sallayan köpek mutlu köpektir.Esther, bana ” sen ne diyorsun diye”  dönerek güzelce bir bakış attı. Böylece kuyruk sallamanın pozitif ya da negatif enerjinin göstergesi olabileceğini öğrendim. Sonuç olarak, bu testler sonucunda köpek vücut diliyle ilgili hiçbir şey bilmediğimi anladım.

Köpek vücut dilini okumak, köpekle iletişimde çok büyük öneme sahip. O kadar sevmeme rağmen hiç bir şey bilmiyormuşum. Terapilere ve testlere katıldıkça kendimin bu dünyada olması gerektiğini düşündüm. Türkiye’de bunların yapılması gerektiğine karar verdim. Onun üzerine doktora yapmaya karar verdim.

BP: Köpeğin ısırma özgürlüğü olduğunu kabul ediyorlar mı?

Yasemin Salgırlı:Tabii ki, köpek ısırabilir. biz nasıl öfkeleniyoruz, köpek de ısırıyor.Ama ısırmadan önce işaret vermesi önemli. eğer işaret veren köpeğin üzerine gitmişse kişi , işaretleri dinlemeyerek, köpek bu durumda ısırıma hakkına sahip. Testlerde buna bakıyorlar. İnsan suçlu bulunuyor. Adli vakalarda, mizaç testi yapılması zorunlu. Isırma olaylarının, köpeği, insanı ve köpeğin sahibini kapsayan hukuki zemini var. İnsanın köpek tarafından ısırılması durumu gibi, köpeğin insan tarafından zarar görmesi durumu da olabilir. Onun için de test yapılmakta.

BP: Türkiye’de bu çok zor. Isıran köpek her zaman suçlu, nedensellik aranmıyor.

Yasemin Salgırlı: Biz, Türkiye’de köpeğin sahibinin talebiyle mizaç testi yaptık. Fakat adli süreç nasıl sürdü bilmiyorum. 100% yapılması gereken bir uygulama. Böyle birşey talep edilirse yine yaparız.

BP: Doktora konunuz ne?

Yasemin Salgırlı: Polis köpeklerinde 3 farklı eğitim metodunun stres ve öğrenmeye etkisinin karşılaştırılması.

BP: Türkiye’de uygulanıyor mu?

Yasemin Salgırlı: Almanya’da yaptım doktoramı. Türkiye’de çok farklı bir noktadayız. Gerçi polis köpeklerinin eğitiminde daha pozitif yöntemler kullanılıyor. O dönemde Almanya’da polis köpeği eğitiminde elektroşok tasmaları yasaklanmıştı; fakat çivili tasmayla çalışmaya devam ediyorlardı. Biz de alternatif yöntemleri test ettik. Komutla, negaitf ceza ( bir hata yaptığı çocuğun oyuncağının alınması gibi ) metodu denedik.O komut geldiği anda kendini düzeltmezsen istediğin şeyi elde edemeyeksine köpekleri koşullandırdık.

BP: Bu negatif, pozitif olayı kafa karıştırıcı. 🙂

Yasemin Salgırlı: Negatif demek ortadaki uyarıcıyı eksiltmek, pozitif de uyaran eklemek anlamına geliyor. Negatif ceza da oyuncağı elinden almak, pozitif ceza dayak atmak. Pozitif pekiştirme, ödül vermek; negatif pekiştirme ortamdaki rahatsız eden varlığı kaldırmak.

BP:  Bunlar insan ilişkilerinde de işinize yaradı mı?

Yasemin Salgırlı: Yaradı, bir tek cilcker kullanmıyorum. 🙂 Sese koşullandırır, ses çıktığında mama verirsiniz. Sonra  o ses çıktığına mama geldiğini bildiği için, sesi çıkartmak için gerekli olan davranışı öğrenir. Oturunca ses çıkarır mama verirsiniz. Aynı şey “aferin” ile de olur; ama sesimiz elimiz kadar çabuk olmadığından bu yöntemi kullandık.

BP:  Kedilerde işe yarar mı?

Yasemin Salgırlı: Evet. Fakat kedi eğitimi şart değil. Kedi ve köpek farklılar. Kedinin sahibimi mutlu etmek için ne yaparım diye bir derdi yok. Gerçi siyam kedileri hariç, onlar sahibine düşkündür.

BP: Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz?

Yasemin Salgırlı: Burada ikinci doktoramı fizyoloji üzerine yaptım. O da davranışla ilgili. Onun harici güzel projelerimiz var. Isırma vakalarını önlemek için ebeveynlerin, çocukların ve köpek sahiplerinin eğitilmesi çok önemli. Köpekle iletişimi bilmedikleri için bu ısırma vakaları oluyor ve çocuklar zarar görüyor. Bu konuda çalışmak istiyorum. İkincisi, barınak köpeklerinin rehabilitasyonu ve topluma kazandırılmaları. Bu köpeklerin sahiplendirilmeyle ya da eşlikçi köpek olarak topluma kazandırılmaları gerekli.

BP:  Hastalara yardımcı olan köpekler var, bu konuda çalışmayı düşünüyor musunuz?

Yasemin Salgırlı: Biodedektör köpekler ile ilgili çalışmayı planlıyoruz. Henüz, hangi hastalık alanında olacağına karar vermedik. Ya da konudan haberdar olan bir dernek bizle iletişime geçmedi.

BP:  Köpeklerin davranışlarını gerçekte insanlar ne kadar anlıyor? Mutlu diye düşündüğümüz köpekler, mutlu mu gerçekten?

Yasemin Salgırlı: Yakın zamanda ilginç bir çalışma yaptık. Köpek ve çocukların yer aldığı youtube vidyolarını seçtik. Uzman ekip, kör değerlendirme yöntemiyle, tanımladı köpeğin vücut dilini. Köpeğin ortamdan rahatsız, korkan, stresli oldukları çocuk ve köpek yer alan vidyoları belirledik. Ve bu stresli köpeklerin olduğu vidyoları diğer insanlara izlettik. Ve köpeğin davranışını değerlendirmelerini istedik. Bizim için çok açık şekilde köpeğin ortamdan hoşnutsuz olduğu  ve bir sonraki adımın olasılıkla ısırma olduğu belliyken, katılımcılar çok yüksek oranda köpeğin mutlu olduğunu belirlediler. Özellikle köpek sahibi olanlar diğerlerinden daha kötü değerlendirdiler. Kulaklarını geriye düşürmüş, kuyruk düşük bunu anlıyorlar ama köpeğin durumdan rahatsız olduğunu kavrayamıyorlar. Özellikle çocuklu durumda çok önemli. Çünkü köpek tolere ediyor. Fakat ebeveynler, insanlar tamamen köpeğin de insan gibi düşündüğünü (antromorfik) zannettikleri için çocuklar köpekler tarafından ısırılıyor. Köpek ne kadar mesaj verse de kişi anlamıyor.Köpek son ana kadar karşı taraftan dost/düşman mesajını anlamak için en son yüzü koklar. Çünkü köpeklerde yüzde koku hücreleri vardır. Ve dost düşman ayrımını yaparlar. En son gelir mesaj almak için yalar. Fakat insanda bu hücreler yoktur. O mesajı alamazsa strese girer ve kendini kurtarmak yüze hamle yapar.

BP: Bu çok önemli bir bilgi. Tüm köpek sahiplerinin ve diğer insanların bilmesi lazım.  Köpeklerdeki davranış problemleri nasıl oluşuyor?

Yasemin Salgırlı:  Köpeklerdeki davranış problemlerinin çoğu anksiyeteye ve korkuya dayanıyor.Bunda da köpeklerin 3-12 hafta arası kritik sosyalizasyon dönemlerinde deneyim eksikliği yaşaması var. Beyin gelişimleri bu dönemde oturuyor, eğer bu dönemde sosyalizasyon kriterlerini tamamlamamışsa daha korkak mizaçlı oluyor.

BP: Doğru sosyalleşme ortamı sağlanmamışsa, yetişkin köpekler nasıl davranır?

Yasemin Salgırlı: Bu köpeklerin ilk hareketi kaçmaktır. Hatta iki tasmalı köpeğin birbiriyle karşılaştırılmaması gerekir, kaçamazlar. Kaçacak yer bulamazsa, tasmalıysa; diş göstermeye başlıyor. Bu durumda karşı taraftaki köpek de kaçamıyorsa o da diş göstermeye başlıyor.  Ondan sonra agresyon pekişmeye başlıyor.

BP: Agresyon tipleri nelerdir?

Yasemin Salgırlı: Köpeklerde 3 agresyon tipi var: savunma amaçlı, saldırı amaçlı ve patolojik agresyon. Köpeklerde genelde korku kaynaklı agresyon vardır. Sokak köpekleri, insanlardan korkarlar. Savunma amaçlı agresyon, köpek karşıdakinden korkuyorsa, anneyse, alanını korumaya çalışıyorsa, bir yeri ağrıyorsa oluşur. Saldırı amaçlı agresyon, av güdülü olanı, alan savunmasının buna giren türü de vardır. Bir de patolojik agreson vardır. Ben bir kere rasladım. Hayvan bebekliğinden beri dayak yemiş, karanlık yerlerde tutulmuş, beyin patolojisi geliştirmiş, sahibini öldürmüş. Sonrasında barınaktaki bakıcısını da öldürmüş. Bu hayvanın normale dönme ihtimali yoktu. Ondan başka da görmedim.

BP: Benim oturduğum yerde apartmanlar arası boş arazilerde köpekler kümeleniyor. Bazı durumlarda o bölgeden geçerken havlıyorlar. Bu savunma mı, yoksa saldırı amaçlı bir bağırma mı?

Yasemin Salgırlı: Bu savunma amaçlıdır. Sokak köpekleri insandan çok korkar. Oradaki derdi arkadaşlarını korumaktır, sizin oradan uzaklaşmanızı ister.

BP:  Saldırı amaçlı nasıl oluyor?

Yasemin Salgırlı: Saldırı amaçlı da karşıdakini yakalayıp sabitlemek ister. Köpeğin derdi ısırmak değildir. O bölgenin hakimi olduğunu ispatlamaktır. Köpekler arasındaki kavgalarda çok ciddi yaralanmalar, öldürmeler olmaz. Ufak sıyrıklarla atlatırlar. Vücut diileriyle jestlerle hallederler. Bir taraf şampiyon olur diğeri de yenilgiyi kabul eder.

BP: Fakat barınaklarda böyle olmuyor. Ölümler oluyor.

Yasemin Salgırlı:  Barınaklar farklı. Orada müthiş bir yaşam mücadelesi, yetersiz kaynak var. Orada normal davranış özelliklerinden konuşmak mümkün değil. Normalde sürü içindeyse ya da evdeyse yiyeceğinin yeri, yatacağı yer , partneri, bellidir, istemediğine bulaşmaz, kaçabilir. Bunların stresini yaşadığı anda, dar bir alana toplama köpekler konulursa vs güçlü biri diğerini mahveder. İnsalar üzerinde de yapılan deneyler aynı sonuçları veriyor.

BP: Barınaklar nasıl olmalı?

Yasemin Salgırlı: Barınakların nasıl olması gerektiğiyle ilgili projem var, araştırmalarım var. Van’daki depremde de arama kurtarma köpeği olarak görev yapan Kömür’ü biliyorsunuzdur. Kömür, Çankaya Mühye barınağından sahiplenilen bir sokak köpeği. Öyle çok potansiyel var. İngiltere’deyken, işitme engelliler için asistan olan köpeklerle ilgili bir kuruma gtimiştm. Hep görme engellileri biliyoruz ama işitme engellilerin neden köpeğe ihtiyaç duyduğunu kafamda oturtamamıştım. Gittikten sonra nasıl bir eksiklik olduğunu fark ettim. O insanların hayatları köpekleri. Metroya bindiklerinde ya da otobüse söylenilenleri duyamadıkları için sürekli tedirgin oluyorlarmış.Otelde yangın alarmı çalsa haberim olmuyor, çalar saat olmadığı için her sabah deprem oluyormuş gibi uyanıyordum. Çok daha duygusal anlattılar tabii, köpekleriyle ilişkilerini. Ve sokak köpekleriyle başlamışlar, bu işe.

BP: İngiltere Büyükelçisi’nin eşinin böyle bir projesini, gazeteden okumuştum. Görme engelliler için.

Yasemin Salgırlı: Orada, trafik ışıklarının köpeklere göre düzenlenmesi gerekiyor. İnsanların kırmızı ışıkta geçmemei gerekiyor. Çünkü köpek insanları takip ediyor. Arabaların yaya geçidinde durmaması lazım.Bir çok sorun var. Ama işitme engelliler veya tekerlekli sandalye kullanan kişiler için çözüm olabilir. Kapı açıp, kapar, eşyalarını getirir, insanların üzerlerini değiştiren köpekler bile var.

http://www.dogsforthedisabled.org/

BP: Barınakların fiziksel özellikleri nasıl olmalı?

Yasemin Salgırlı:  Köpekler sosyal hayvanlar oldukları için bireysel bulundurulmamalı. Anlaşabildiği hayvanlarla bulundurulmalı. İç ve dış ortamı olmalı. Bahçe olmalı. Mutlaka gezdirme saatleri olmalı, insanlarla iletişimleri olmalı, gönüllüler çok önemli.

Barınak alanlarında özel gezdirme alanları ya da yakın bir park olmalı. En azından barınak alanı mesela Mühye için çok güzel projeler çıkarılabilir.

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s