Patilerle İlgili

Köpek Kedi Kısırlaştırma Programları

5199 Hayvanları Koruma Kanunu, belediyeleri sokaktaki hayvanların bakımı, kısırlaştırılması ve aşılanması konusunda sorumlu tutmaktadır.

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı  şekilde yerel yönetimlerce  kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama  bırakılmaları esastır.( https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5199.html)

Yasada bu görevin sadece büyükşehir belediyesine ait olduğu ve diğer ilçe belediyelerine ait olmadığı gibi bir ifade mevcut değil, varsa da ben göremedim. Fakat şunu sıkça duymak mümkün, X belediyesinden, aslında bu büyükşehirin görevi ama işte biz vicdanımız dolayısıyla X ilçesi sınırlarına terk edilen hayvanlara da bakıyoruz.

Bu söylemler, takım elbiseyle barınak ziyareti yapan kişilerden geldikçe, aklımda deli sorular ortaya çıktı, arkadaşlar. Kısırlaştırma, bizim vicdanlı insanlarımız tarafından uydurulmuş bir şey miydi, yoksa? Bilimsel, test edilebilir bir gerçek değil miydi? Belediyelerce kendilerine çatlak hayvan severler şeklinde lakaplar takılan kişilerce mi uydurulmuştu?

Dünyada sokak köpekleri kavramına sahip tek ülke biz miyiz? Kısırlaştırma , aşılama ve geri bırakma metodunu biz mi bulduk? Bunu bulanlar, aslında tıpkı X belediyesinin de dediği gibi çok vicdanlı insanlar oldukları için mi öldürmek yerine kısırlaştırın dediler?

 

Bir de baktım ki, olay vicdan meselesi değildi. Kısırlaştırma programlarını, yoğun köpek nüfusuna sahip olup da uygulamamakta direten nadir ülkelerdendik.

Şöyle ki,

  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre köpek nüfusu insan nüfusunun %10udur.
  • Bu yavrucakların, köpeklerin %75i sokaklarda yaşamaktadır.
  • Hindistan’daki köpek sayısı 22 milyondur. Bunların %80’i sokakta yaşamaktadır.
  • Hindistan’da kuduz yaygın bir hastalıktır.
  • Hindistan’da 1996’dan beri köpeklerin öldürülmesi yasaktır ve kısırlaştırma programı uygulanmaktadır.

Şimdi, çok zeki belediye çalışanları ve nefret saçan hayvan düşmanları göbeklerini kaşıyarak işte kısırlaştırmayıp da öldürselerdi itleri, kuduz da olmazdı;illa ki derler. Bu arkadaşlar aslında Türkiye’deki girişimci zekaya, pratik akla sahip, aahh işte ben bunu düşünemedim diye ecnebilerin kafalarını duvardan duvara vurmalarına sebep olan tılsımlı insanlardır.

1992 yılında, Dünya Sağlık Örgütü Kuduz komitesi, köpeklerin öldürülmelerinin, köpek nüfusunu azaltmada ve kuduzla mücadelede etkisiz bir yöntem olduğunu açıklamıştır.

Expert Committee on Rabies in 1992: “There is no evidence that removal of dogs has ever had a significant impact on dog population densities or the spread of rabies. The population turnover of dogs may be so high that even the highest recorded removal rates are easily compensated for by increased survival rates…

2013’teyse kısırlaştırmanın köpek popülasyonunu azaltmakta önemli rol oynadığını, buna karşın kuduzun yoğun köpek nüfusuyla ilgisinin bilinmediğini vurgulamıştır. Hatta, ülkelerin hayvanseverlerle birlikte çalışarak bu işi başardığını bile söyleme cesaretinde bulunmuştur. :O Birlikte çalışmak, düşünsenize belediye ve dernekler ve gönüllüler, uzmanlar beraber çalışıyorlar. Objektif çalışıyorlar vs. Oooooh, ölme eşşeğim ölme, gelsin bahar. Öyle bir biat kültürü var ki, güzel ülkemde, mümkün mü yüce belediye başkanına bak şöyle yapsak demek; 3 kişilik İngiliz örgütü benden daha mı iyi bilecek diyeni bile var, ne yazık ki.

Humane dog population management is an effective strategy for reducing dog population turnover and creating a healthy, sustainable population. As the status and composition of dog populations varies from country to country, no one intervention will work in all situations. Authorities should work with people who know the local dog population in order to understand ownership, demographics and the attitude of the local community towards dogs. This information can form the basis for a tailored package of humane dog population management tools for long-term, sustainable management. (http://apps.who.int/iris/bitstream/10665/85346/1/9789240690943_eng.pdf)

Dünya Sağlık Örgütü’nün 1992’deki açıklaması, aklı çalışan insanlar için köpek popülasyon yönetiminin daha farklı yapılması konusunda bir ışık yakmıştır. Bundan sonra kısırlaştırma çalışmaları hız kazanmıştır. Hindistan’a dönelim:

Hindistan, 19.yydan beri köpekleri zehirleyerek, nüfusu ve kuduzu kontrol altına almaya çalışıyordu. 1964 yılında, köpekleri zehirlemenin kuduz vakalarında azalmaya yol açmadığı ve köpek popülasyonunda da düşme oluşturmadığını net olarak metriklerle ortaya çıkardılar. İlk kısırlaştırma kampanyası, Hindistan’ın Chennai Belediyesi tarafından yürütüldü. Ama belediyenin bu noktaya gelmesi, 1996’yı buldu. O güne kadar günde 135 köpek öldürülmekte, 120 kişi kuduzdan hayatını kaybetmekteydi. Bu belediyenin yürüttüğü kısırlaştırma ve aşılama kampanyası başarılı olunca, Hindistan sokak köpeklerini öldürmeyi yasaklayan ilk ülke oldu. Tabii Avrupa’nın en büyük barınağına sahip olmak, dünya standartlarında barınak yönetmek anlamına gelmediği gibi, dünyada bir konuda ilk olmak, her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına , herkesin bu doğrultuda çalıştığı anlamına gelmez. Ancak ülkemizin aksine,  Hindistan’da yargı ve matematik işler durumda : http://www.dnaindia.com/india/report-sc-for-humane-killing-of-certain-kind-of-stray-dogs-under-rule-2146578

 

1992’de WHO bu açıklamayı yaparken, aynı yıl  Avrupa Konseyi, Pet Hayvanların Korunması sözleşmesini kabul etmiştir. Türkiye’deki 5199 nolu yasa da bu sözleşmeyi temel almaktadır. 2005 senesine kadar standart kabul edilen bir köpek popülasyon yönetimi modeli dünyada oluşturulamamıştır. Dünya Hayvan Sağlığı  Örgütü, 2005’te köpek popülasyon yönetimi metodolojisini ilk defa yayınlamıştır. Buna göre köpekler kısırlaştırılıp, aşılanarak yerlerine teslim edilir. http://web.oie.int/eng/normes/mcode/en_chapitre_1.7.7.htm

Sistematik olarak kısırlaştırdılar da ne oldu ? Öldürelim de istikrar devam etsin, bunlar çok naif, eskiden biyoloji mi vardı? Peki, bizde göbekler kaşınmaya, bıyıkları burulmaya, maaşlar alınıp, kredi borçları için işe gelip gidilirken, zavallı naifler ne yaptılar?

bosnahersek

Bosna – Hersek -Sarojevo

 

RomanyaOredea

Romanya -Oradea

 

sofya

Bulgaristan – Sofya

Ukrayna -Odessa – 2005 80.000, 2013 20.000

Kısırlaştırma Programlarını Sadece Biz Mi Uyguluyoruz? Kısmen ya da ülke çapında uygulayanlar:

  • Malta
  • Yunanistan
  • Slovenya
  • Bosna
  • Romanya
  • Malta
  • Tayland
  • Güney Afrika
  • Uganda
  • Malezya
  • Papua Yeni Gine
  • Pakistan
  • Bangladeş
  • Sri Lanka
  • Hindistan
  • İtalya
  • Macaristan
  • Litvanya
  • Çek Cumhuriyeti
  • İspanya

Kısırlaştırma programlarının başarısızlığında etken ne?

  • Çabuk sonuç bekleme – Bu programların süresi 10 yıldır.
  • Eskiden hayvanları öldüren personeli kullanmaya devam etme – Romanya büyük bir derstir ki, öldüren adamdan merhamet beklemek yersizdir, projenin baltalanması için uğraşır.
  • Yetersiz ve yetkin olmayan personel
  • Strateji yoksunluğu ve uzun vadeli planlama yapılmaması

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s